Sahibinden | Çatalca Satılık Arsa İlanları Ve Fiyatları

Başlangıç » Aydınlar Köyü > Sahibinden Satılık Arsa, Tarla Fiyatları » Çatalca satılık arsa ve insan anısı

Çatalca satılık arsa ve insan anısı

Etiketler

aydınlar köyü çatalca satılık arsa catalca cakil satilik arsa catalca orencik satilik arsa menderes çatalca satılık arsa ormanlı köyü çatalca satılık arsa sahibinden satılık arsa çatalca cakılda sahibinden satılık arsa çatalca gökçeali sahibinden satılık arsa çatalca merkez sahibinden satılık arsa çatalca yassıören sahibinden satılık arsa çatalca çakıl sahibinden çatalca aydınlar köyü satılık arsa sahibinden çatalca satılık arsa satılık arsa çatalca satılık arsa çiftlik çatalca satılık tarla çatalca satılık çatalca dağyenicede arsalar subaşı çatalca satılık arsa çatalca ahmediye satılık arsa çatalca akalan satılık arsa çatalca akpınar satılık arsa çatalca akören satılık arsa çatalca antik köy satılık arsa çatalca arnavutköy satılık arsa çatalca aydınlarda satılık arsa çatalca aydınlar köyü satılık arsa çatalca aydınlar satılık arsa çatalca baba nakkaş köyü satılık arsa çatalca bahşayiş köyü satılık arsa çatalca bahşayış satılık arsa çatalca baklalı satılık arsa çatalca balaban satılık arsa çatalca başakköy satılık arsa çatalca bekirli satılık arsa çatalca belgrat köyü satılık arsa çatalca binkılıç satılık arsa çatalca binkılıç satılık arsa sahibinden çatalca binkılıç ta satılık arsa çatalca boyalık satılık arsa çatalca canakca satılık arsa çatalca celepköy satılık arsa çatalca ceylankent satılık arsa çatalca danamandıra satılık arsa çatalca dan satılık arsa çatalca da satilik arsa çatalcada satılık arsa ev çatalca da satılık tarla arsa çatalca deliklikaya satılık arsa çatalca doktorçeşmede satılık arsa çatalca dursunköy satılık arsa çatalca durusu satılık arsa çatalca elbasan satılık arsa çatalca eskice çiftliği satılık arsa çatalca ferhatpaşa mahallesi satılık arsa çatalca ferhatpaşa satılık arsa çatalca gökçeali satılık arsa çatalca göl kenarı satılık arsa çatalca gümüşpınar satılık arsa çatalca hallaçlı satılık arsa çatalca hisarbeylide satılık arsa çatalca izzettin mahallesinde satılık arsa çatalca izzettin mah satılık arsa çatalca izzettin satılık arsa sahibinden çatalca karacaköy satılık arsa sahibinden çatalca karamandere satılık arsa çatalca kestanelik satılık arsa çatalca kestanelik satılık arsa sahibinden çatalca kestanelikte satılık imarlı arsa çatalca köylerinde satılık ev arsa çatalca köyleri satılık arsa çatalca kızılcaali satılık arsa çatalca merkezde satılık arsa çatalca merkezde satılık imarlı arsa çatalca merkez satılık arsa sahibinden çatalca subaşı köyü satılık arsa çatalca çiftlikköy satılık arsa

çatalca satılık arsa ve insan anısı

çatalca satılık arsa ve insan anısı Sadece anladığının farkında olmaktır gereken. Kim bilir belki ben de derim bir gün, “Kinyas’ı ve Kinyas hayatını anlayabilmekteyim.” Ancak sanmıyorum. Ne o kadar sabrım var, ne de anlamaya merakım… Ölümlü olduğunu unutamadıktan sonra ne gereği yar anlamanın ? Tutunsan da âşıklarına, zincirlesen de kendini dostlanna yine de gömülürsün toprağa. Gerekirse hepsiyle beraber gömerler. Firavunlara yaptıkları gibi. Anlayan şöyle der: “Anlayamasaydım da ölecektim. Daha çok anlamak yormayacak tabutumu taşıyanların kollarını. Çünkü ne daha ağir oldum, ne daha büyük P
Ebeni ve ebenin… anlayabilmekteyim. Ne güzel!
Üç gece boyunca mağaranın bütün havasını içimize çektikten sonra kendimizi önce bir kasabada sonra da tekrar Veracruz’da bulduk. Bir yere dönmekten hep korkmuşumdur. Oysa şehir tamamen terk ettiğimiz şekilde duruyordu. Ben her zamanki gibi, üçe üç bir hücrede bile kaybolabilecek kadar çevreme ilgisiz olduğumdan, kolumdan tutup kalacağımız yere götürmek yine Ray-ra’run işi oldu…
Bir otelin kapısından girdik. Kıyafetlerimiz çok kirli ve görüntümüz oldukça ürkütücüydü resepsiyonda duran şık otelin şık itadrn çalışanı için. Fransız’dık. Pasaportlarımız verildi. Ufak ama can alıcı somlara yanıt verildi Samsonite valiz seti olmayan her yabancıya sorulacak türden…
Hotrt Ritz iki oda. Yan yana… Duşun altında geçen saatler. w kadeh votka. Kıyafetlerimi yıkanmış ve ütülenmiş olarak tadına sunduğum iğrenç teklif. Büyük sürpriz. Onun da 4İMMİf Ve en sonunda da, kapının açılıp içeriye simsiyah girmesi Birkaç kadeh votka daha… Br araba için re-arıyoruz. En pahalısı! Ne varsa getirin! Âslmda Kayra ¡¡||pf tar an kapının kınlıp odaya polislerin dalmasına hazı-dolayı olabilir Sahil evinin halini görünce ba* da Miehael ve kızını, akrabalartnm Meksika’ya W Ya da daha önceden işlenmiş çına-
tacizler; ödenmemiş park cezalan, Bt Butun bu nedenlerden dolayı !h~
terpol’ün heyecanlanıp peşimize düşmüş olma ih mümkün…
Telefon! Araba hazır. Asansörde temizlikçi kadınla ruz. Gözlerini kaçınyoı… Lincoln. Kırmızı! Kayra birkaç adını geri atıyor. Midesi bulanmış olmalı. 8Ö% kamyonetini saymazsak, yıllardır siyah olmayan bir ar,u N
«döayak
mediğimizdendir herhalde bulantısı. Dolaşmaya başhyoruz ^ run sesini dinlerken. Bir bar biliyorum yakınlarda. El Coyofe/
Önünde duruyoruz. İçeriden sesler geliyor. Latin müziği^ naltıcı ritimleri. Muhteşem bacaklar barm kapısında. Kayra,ylgö rünüşünden dolayı, jöne kirli işlerden zengin olmuş bir işadanu sandıklarından, uzun süre geçmiyor gelip yanma konuşma^ için. Çünkü Kayra’nm doğal kokusunda vücuduna işlemiş para kokusu da var. Ve o bacaklar bu kokuyu herkesten iyi alıyor. Ben içkimi içerken insanları seyrediyorum. Burada yaşasaydun, karşı kaldırımda “El Road Runner” isminde bir yer açardım, diye düşü nüyorum… Amerikalıya benzemeye çalışan genç borsacılar, işka-dmları, şık fahişeler, kokainman zenginler. satılık arsa Hepsi burada Melezliklerine bakmadan medeniyetçilik oynuyorlar.
Barmene bir şişe Absolut Citronü önüme koyması gerektiğini anlatırken, burnumun beş santim yalanma bir sigara geliyor. Sigarayı ucunda görünen tütününden filtresine kadar takip ettiğimde, hayatımda gördüğüm en güzel dudaklar tarafından ısınldığıru görüyorum. İlk defa bir sigaraya Özeniyorum.
Simsiyah uzun saçların perdelediği siyah gözler. Yakmam gerek, diye düşünüyorum. Sigarayı. Saçlarım. Barı. Meksika’yı! Kayra nın barın üzerinde duran çakmağıyla yakıyorum hepsini. Fark edilmeyecek kadar küçük bir baş sallanmasıyla teşekkür ediyor siyah saçlı kadın. Barmenden bir bardak daha isteyip ikisini de dolduruyorum. Askılı elbisesinden fırlamış incecik kolu uzanıp kadehe sarılıyor. Kadeh olmak istiyorum. Birbirimize bfr karak ilk yudumlarımızı alıyoruz. “Eğer bardakta ruj izi kalırsa bu onurdayım’ diyorum, votkayı yollarken içime. Ve eve» artık dört dudak var karşımda İkisi bardakta. Konuşmuyor« ihthmmu< söyleyeceğimiz bir şey yok. İnsanlara bakıyoruz. Kay]
ra’run çevresindeki üç kadına attırdığı yüksek sesli kahkahalar ra jıatsız ediyor bizi. Siyah saçlı kadınla tamamen bir tezattayız, üstümüzdeki kıyafetler açısından. Siyah saten kumaştan askılı gece elbisesi, topuklu ayakkabıları ve dekoltesinin herkesin en az birkaç ıjgjdka ona kilitlenmesine neden olduğu bir kadın. Ve üzerinde “Bruce Lee is Me!” yazan bir tişört, artık giyilmekten birkaç beden asla yeniden küçülemeyecek kadar genişlemiş olan kot pantolonla, eski günlerin anısına ayağındaki “Three Stripes” Adidaslanyla bir adam. Ama yine de aynı şişeden içiyoruz ikinci kadehlerimizi de. Hızlı içiyor. Bunu çok seviyorum. Bir kadının iyi içki içmesi I kadar seyretmesi zevkli bir gösteri yoktur. Tabiî söz konusu kadın anneniz ya da büyükanneniz değilse! Yanan çemberin içinden atlar i yan kaplanlan seyretmek gibidir bu gösteri. İçki kadehlerinin için-I den geçen kadınlar. Melek gibi olurlar. Sarhoşlukları, kendilerinden geçmeleri asil bir zarafet içkide, büyüler seyredenleri…
Kayra kolundaki sarışınla gelip karşımızda duruyor. Her zamanki gibi aldığı litrelerce alkolle, kelimelerine kelimeler katarak durmadan hikâyeler anlatıyor. Tabiî ki bana değil!
“Gitme zamanı” diyor. Bir şişe de yol için alıp, iki saattir bana tek kelime etmemiş ama yanımdan da hiç ayrılmamış kadının elinden tutup Kayra’yı ve sarışınını takip ediyorum… Arabayı kullanırken, arkadan bir ses tarif ediyor yolu. Hangi kadına ait olduğunu anlayamıyorum. Ama siyah saçlınmki olmasını istemiyo-nrnı Çiinkii bardağın üzerinde gördüğüm dudaklardan çıkıyor ol-«t ah duyduğum çatlak ses. Her şeyinin güzelliği orantılı otanalı Şaşırtmak beni doğa mükemmelliğiyle…
Birkaç cadde sonra, kapısında büyük kalabalık olan bir yerde ‘kwjqRB. Burası bir diskotek. Bir gece kulübü. “Şişeyle giremez-f§§ ip* kapıdaki en az yüz kırk kiloluk adam bana. Kotumun iane yüzlük çıkarıp uzattığımda, müteşekkirüği-Bmkkhin ııılıer içeri «iri« kalabalığı yanp birkaç genci piste de oraya yerleştirerek gösteri
başarılı ekonomi politikalarının ve emperyaliznı^ tün hediyeleri kabul ediyorum. Kayra da benden ağacının altındaki bir hediyenin paketi gibi açıyor« ^ \ mantarını ve masanın altından sarışının eteğini..
Kayra konuşuyor kadınların kulaklarına İkisinin tebessümler yerleştiriyor. Kendisi gülmese de i Zaten hiç’ güldüğünü görmediğimi düşünüyorum, o kadınlarla konuşJ^ Aklındaki tek şeyin, onlarla sevişip dövüşmek olduğunu bto için gülmesini de beklemiyorum. Sarışın kadın, isminin Oe^ olduğunu söylüyor, başına neler geleceğini biJemeyişinin ver<| rahatlıkla ellerini Kayra’nın bacaklarının birleştiği yerde gezdft. keti. Konuşmayanlar bizİz. Siyah saçlı kadın ve ben. Biz yine sey-retmekle yetiniyoruz. arsa Dans edenleri. Tuvaletlerde çektikleri &
kain yüzünden burunlarını kaşıyarak yürüyen kadınlan…
Elektronik müzikten seksenlerin parçalarına kadar her şey ç* hnıyor. Bir ara, Depeche Mode’dan “I want somebody” adlı şark yı duyuyoruz. Dans etmeye başlıyoruz siyahlı kadınla Omzunda ufak bir dövme var. Bir ” işareti. Sol omzunda Gördüğümü M ediyor. Bütün bedeni bedenime yapışmışken, çenesi omzumdan aynlıp boynuma değiyor. Dudakları kulağımda Üç harf çıkıyor şarkının sözlerine kanşan, o muhteşem ağızdan, üç harf. Döşiyorum söylediğini. Ama ben anlamıyorum. Hiçbir şey! Bümiyo-rum. Daha ne kadar yaşanacağını. Neyin zevk, neyin acı verdini Üç harf. UHÎV.”
.-Sonra tekrar bırakıyor, siyah ipekle kaplı başını omzuma HtV+* A/raıl ayağıma geldi, diye düşünüyorum. Hiç beklediğim gibi kot’
** »V değilmiş. Aksine, şeytanın bir oyunu olsa gerek. Bütün# dar .gibi gözlerin görebileceği m güzeli yollamış canımı ata* ıçm Daha sıkı »anlıyorum ölümüme. “Hoş geldin !* diyorum. marnıydı Zamanı gelmişti! Seni bekliyordum. Öldür beni. EferM ¿/alttürsen Yapamaman ben seni öldürürüm.” Bütün negatif htf Uadfl», fotoğraf negatiflerindeki knmnUL tamdan. w>nt» bir pozitif unfiıutsı
aklına gelir. Daha çok sarılıyorum. Saçları bütün nefesimde, ölümü soluyorum burnumdan. Ellerim sırtında kavuşuyor. Neonlarla, beynimde bir yazı yazılıyor yanıp sönen.
“ölümü anlayabilmekteyim.”
Gerçekten de anlıyorum. Onunla dans ediyorum. Kokusunu ezberliyor, belini okşuyorum. Dudaklarına dudaklarımı değdiri-
yorum…
Şarkı bitiyor. Martin Gore susuyor. Başka şarkılar geliyor. Yavaş, Hızlı. Ama benim kalbim hep aynı ritimde atıyor. Ölümün ritminde. Çevremizdeki havalara sıçrayan bütün kadın ve erkeklerin aksine biz hâlâ “I want somebody” için dans ediyoruz… Kay-ra’nın nerede olduğunu bilmiyorum. Gözlerim kapalı. Kendimi ölümüme sunmaya hazırlıyorum, ismini sormadığım, hiçbir soru sormadığım kadın duruyor birden. Ve elimden tutup masaya götürüyor beni. Çok sıkı tutuyorum elinden. Bırakmasın beni! Çok aramış olmalı Kinyas’ı…
Çıkıyoruz Deus ismindeki diskotekten. Arabayı kullanıyorum. Biran önce kavuşmak için ölümün ilk yudumuyla, çatlak dudaklarımı ıslatıyorum kırmızı ışıkta. Siyah kadını öpüyorum. Belki de ■şk bana bir şey anlatmaya çalışıyor. Düşünmem için zaman kazandırmaya çalışıyor. Ama dinlemiyorum, görmezlikten geliyo-rım. Bütün hayatım boyunca yaptığım gibi. Hiçbir şey duymuyor görmüyorum. Dinlemiyor v
var. Bütün yorulmuş olanlar ve yapacak bir şeyleri ol^J için. Bütün bitmişler için. Uykularında yeniden doğanlar ^ Herkes için var. Herkese yetecek kadar! HlV…
Önce ahumdaki ter damlalarım hissettim. Sonra sırtıma mış çarşafı. Gözkapaklanmı günün ışığı aralamaya çalışıp Yenildim. Açtım. Uyandım. Beyaz bir tavan gördüm önce. Bir^. kının sözleri geldi aklıma.
Bu sabah gözlerimi açtığımda, tavandan kireçler yağmaktaydık misali, yatağıma
Karşı duvarda, İsviçrelilerin millî sporu olan saat 14.46yi{öl teriyordu. Siyah saçlı kadın çoktan gitmiş olmalıydı* Yastığmado konduğumda elimin sırtıyla fazla soğuk geldi. Beni Öldürüp P rrııştı. Yapacak bir işi kalmadığından gitmişti. Sokaklarda P1 lerden daha da ölümlüydüm artık… Yataktan kalkıp pençen^ tim. Kafamı dışarı çıkarıp bakmaya başladım, insanlara nn ot» camlarından görünen, oturdukları için sıyrılmış iı kızların bacaklarını seyrettim. Sonra çantamdan ustura^ sağ omzuma bir çizgi çektim. Derin. Yatay bir çizgi. Beş^ iık çekecektim ama elim ayarsızdı, biraz daha uzun oldu*^ ymimı buruştu. Lavabo kırmızı oldu. Nefesimi tutup biri m çizdim Çok kan aktı. O halde aşa*« resepsiyona inip $1 olduğunu söyledim Telaşlandılar..JŞ-
İspanyolca “Kaza! Kaza!’ diyordum. Çok bahşiş almıştı benden Ödeme zamanıydı. İnip, ilk gördüğü beyaz önlüklüyü kolundan tutup getirdi. Bir odaya girdik. Başladılar dikmeye. Vücudumda İd kaçıncı dikiş bunlar, diye düşünürken ağladığımı hissettim. Gözlerimden yaşlar boşanıyordu. Yağmur gibi. Acıdan, Ölüme da-ha da yaklaştığımdan, siyah saçlı kadını bir daha asla göremeyeceğimden, her şeyden. Ağladım.
“Tamam” dediler. “Bir hafta sonra gel, alalım dikişleri.”
Bir hafta! Bir hafta sonra bulabilir miyim kendimi ? Nerede olurum bir hafta sonra? Kayra gibi yanımda katil bir doktor varken dönmem buraya…
Otele giden yolda arabanın arka koltuğunda, bir ay sonra omzuma yerleşmiş olacak “+” işaretini düşündüm. Hayatımın pozitif yaru. Ölümün pozitif yanı!..
Resepsiyondaki kız çok korkmuş, bozuk İngilizcesiyle ne olduğunu soruyordu.
“Yok bir şey” dedim. “Bir pizza yollayın odama. Pepperonni ve siyah zeytinli. Dört kutu da bira”
Benim geçmişe dair hatırladıklarım hayli pusludur. Tarihleri, isimleri, yüzleri çabuk kaybederim. Hafızam daha çok Polaroid bir fotoğraf makinesine benzer.çatalca satılık arsa Ama hayatımın bir bölümünü içimde doğan bütün güneşlere ve dolunaylara rağmen normal bir insan gibi yaşadığımı biliyorum…
Benim de bir zamanlar, akşam saatlerinde yemek masasının etrafında toplanıp birbirlerine ekmeği uzatırken, günlerinin nasıl geçtiğini anlatan bir ailem vardı. Ben de gündüz ya da gece ne #îî‘sş olursam olayım, elbet dönerdim o masaya Ve o dönemler kindi hayli uzak ama birkaç hikâye var aklımın köşelerine sıkış-aşolaıı
Her zaman, o meşhur Neii Cassady gibi dolanmadım tabii ki 4e normalsayılabilecek günlerim oldu. Hatta insanlara il-i duydum bir aralar, Bazı kızlarla özellikle ilgilendiğimi ha-¡■RŞIfHJÖBteiar’# hâkim olamadığıduyduğum müddetçe tek uğraşım halin den ibaretti. İnsanların birbirlerine âşıkken gündelik h^N devam etmelerini anlayamıyordum. Böylesi bir harek zs net gibi geliyordu. Kötü sahnelenmiş bir piyes gibi. Sam^S sana değil de, bir koltuğa âşık olunuyormuş gibi! Ben gecç ^ düz hissettiklerimi, kızı, birlikte neler yapabileceğimizi, ona f”‘ anlatabileceğimi düşünürdüm. Düşünmediğim zamanlarda^ bunları gerçekleştiriyor olurdum. Belki de obsesif kişiliğe* kaynaklanan bir tavırdı. Tabiî korkup kaçan onlarca kız oldu biç le davrandığım için. O kadar kolay hayatımı onlarla doldurabil, yordum ki mönüdeki tatlıdan çok, tek başına ve sürekli yenilen bir ana yemek gibi oluyorlardı. Soruyorlardı bazen.
“Benimle değilken ne yapıyorsun ?”
îlk önceleri utanıyordum, “Hiçbir şey” demeye. Sonra açıkça söylemeye başladım.sahibinden çatalca satılık arsa

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Kategoriler

%d blogcu bunu beğendi: